40’ıncı yıla doğru Pentagram: Grup müziği artık başka bir devrin İşi

Türkiye’de heavy metalin yolunu açan Pentagram, 40’ıncı yılına yaklaşırken aynı inatla üretmeye devam ediyor. Grubun kurucularından Hakan Utangaç, “Galiba grup müziği yapmak artık başka bir devrin işi. Ama koşullar ne kadar zorlaşırsa, müziğin sesi de o kadar başka türlü çıkmaya başlar. Bizim grup olarak zor koşulları birlikte atlatmamız, heDm müziğimizin hem de birlikteliğimizin temel dokusunu oluşturdu” dedi

Işıl ÇALIŞKAN

Emin adımlarla 40 yıla yaklaşırken, inandığı yoldan gram sapmayan ve inatla müziğini yapmaya devam eden bir grup düşünün… 1987’de Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü’nün yaktığı kıvılcıma aynı yıl Tarkan Gözübüyük’ün bas gitarı eklenince mesele “bir grup kurduk” olmaktan çıkarak bir çeşit uzun koşuya, hatta zaman zaman memleketle inatlaşmaya dönüştü. Elbette Pentagram’dan söz ediyorum. İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara hattında çalınan konserler, kulaktan kulağa yayılan şarkılar, kopya kopya çoğalan kayıtlar… O yılların az ama iştahlı rock ikliminde, metal kelimesi daha yeni yeni cümlelere girerken Pentagram, “Bu iş Türkiye’de de olur”u adım adım inşa etti.

1990’da yayımlanan ilk albüm Pentagram, grubu ulusal basına taşıdı. Metalin memleketteki vitrini dediğimiz şey de biraz böyle kuruldu. Derken Trail Blazer’la Avrupa kapısı aralandı, Anatolia’yla ise dinleyici artık “Bizden de böyle bir grup çıkar” cümlesini daha yüksek sesle söylemeye başladı. “Mezarkabul” adının devreye girdiği yıllarda iş, Türkiye sınırlarını da aştı.

Albümler birbirini kovaladı, aralar verildi, kadrolar değişti, memleket değişti, dünyanın sesi değişti. Ama Pentagram’ın omurgası değişmedi. Bir şekilde yeniden toparlanıp yoluna bakan, aynı inatla yıllara meydan okuyan bir grup kaldı. Biz de grubun 40’ıncı yıla yaklaşırken grup olma bilincini ve bugün hâlâ ayakta kalmasının arkasındaki motivasyonu Tarkan Gözübüyük, Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü ile konuştuk.

Bugün müzisyenler için şartlar bu kadar zorlayıcıyken, neredeyse 40 yıldır ayakta kalmak sizce neyin kanıtı?

Hakan Utangaç: Merhaba. Aslında böyle soruların sorulması bile bir şeylerin göstergesi. İlginç olan şu ki, bugünkü şartlar bizim geçmişte yaşadıklarımızla kıyaslandığında bana o kadar da zorlayıcı gelmiyor. Evet, teknolojinin sunduğu imkânlar büyük bir avantaj gibi duruyor ama aynı zamanda ciddi bir bireysel kapanışı da beraberinde getiriyor: ekran ve birey.
Galiba grup müziği yapmak artık başka bir devrin işi. Ama koşullar ne kadar zorlaşırsa, müziğin sesi de o kadar başka türlü çıkmaya başlar. Bizim grup olarak zor koşulları birlikte atlatmamız, hem müziğimizin hem de birlikteliğimizin temel dokusunu oluşturdu.

Tarkan Gözübüyük: Yıllar çok hızlı geçti. İlk tanışmamız sanki dün gibi. Hâlâ devam edebilmesi, şanslı olduğumuzu gösterir. Gür Akad’la tanıştığımızda “Çocuklar, ilk yirmi yıl çok zor” demişti. Müzikle uğraşmak en zevkli şey ama işinizi sizden bağımsız etkileyen fazlaca unsur var. Albümleri dinleyip konserlere gelen taraftarlar, yolumuzun kesiştiği ekipler ve meslektaşlar bakımından hep şanslı olduk. Gündem olayları ve ekonomik gidişat herkesin hevesini kırabilir. Neyse ki zor zamanlarda da yakın çevremizden hep destek gördük.

Cenk Ünnü: Gerçekten de seneye 40 yılı devireceğiz; şaka gibi. Popüler olmayan, niş bir tarzda pek çok zorlukla karşılaşıp, üstelik hatırı sayılır bir kazanç da elde etmeden bu yolda devam etmek bir inat hikâyesi olsa gerek…

Solo işler, hayatın akışı, değişen dönemler, koşullar… Tüm bunlara rağmen birlikte kalabilmek kolay değil. Sizde biz” duygusunu ayakta tutan ve birlikte üretmeye devam ettiren duygu ne?

Hakan Utangaç: Birinci soruyla çok bağlantılı, hatta devamı gibi. Yıllar önce grup arkadaşım Metin Türkcan’ın söylediği bir cümle hep aklımda durur: “Bu (Pentagram) artık bizden bağımsız bir şey.”
Gerçekten de Pentagram, bizlerden bağımsız yaşayan bir organizma. Evet, bu bizim için bir görev gibi; hayatımızın sonuna kadar yapacağız. Çünkü bu müziği dinleyen, seven, destekleyen insanların hayatlarına dokunmak ve onların bizim hayatlarımıza dokunması çok özel ve paha biçilmez bir bağ.

Tarkan Gözübüyük: Bizim kuşak çalgıcılar, haberleşmenin daha ilkel ve seçeneklerin daha kısıtlı olduğu bir dönemde, farklı şehirlerden gelip buluştular. O yıllarda kurulan gruplar dağılsa da hep hatırlanır. Herkes birbirini yıllardır tanır. Müzik düşünmeye, imkâna göre yapmaya devam eder. Geçmişte sürtüşmeler, eleştiriler olduysa da insanlar zamanla birbirinin kişisel mücadelesine saygı duyar. Dinleyiciler ve yayımcılar için de bu aynı. Müziğin sihirli dünyası, en güzel yıllarımızı hatırlatıp bizi genç hissettirir. Çelişkileri aşıp hayata tutunma gücü verir. Yabancı kültürden insanlar bile sevdiğimiz bir ezgiyi mırıldanınca bizi anlar.

Çıta yükseldikçe sorumluluk artıyor

Türkiyede metal müziğin vitrini gibi görülmek size bir sorumluluk yükledi mi?

Tarkan Gözübüyük: Aslında bütün yeni adımlar gibi Pentagram da yeraltından çıktı. Zamanla ana akım rolü bize ihale kaldı. Moğollar’dan Taner Öngür’ün bir tespiti var: Gruplar bir noktadan sonra tıpkı siyasi partiler gibi seçmenin beklentisine göre yontulabiliyor. Bu ikircikli durumu dengelemek için içgörümüze güvenerek bazı cüretkâr fikirlere yol açmak istiyoruz.

Cenk Ünnü: Teşekkürler bu düşünceniz için. Çıta yüksek olunca sorumluluklar da artıyor.

Hakan Utangaç: Vitrindeysen sorumluluk alacak ve kıpırdamadan duracaksın. Biz de yıllardır öyle yapıyoruz.

Şarkılar sözleri yaşatıyor

Kadın cinayetleri, savaşlar, adaletsizlik… Siz bunları şarkıya taşıyorsunuz. Ama benzer dertler sözlerde azaldı. Sizce sebep ne?

Cenk Ünnü: Belki de pek çok sıkıntı ve problem insanları yıldırdı ve müziği biraz daha eğlence aracı olarak görmek istiyorlar; tıpkı son dönemlerde komedi filmlerinin daha çok ilgi görmesi gibi…

Tarkan Gözübüyük: Sözler tekrar edince etkisi azalıyor. Aynı şeyi tekrar etmek fayda etmeyince daha derine kazmak ve daha kapsayıcı açılar bulmak gerekiyor.

Hakan Utangaç: Şarkı sözlerimiz yaşadıklarımızdan, biriken deneyimlerimizden besleniyor. Var olduğumuz günden beri hayatımıza dokunan her durum bir şekilde şarkılarımıza yansıyor. Ama söylenmiş bir şeyi tekrar tekrar söylemenin de çok anlamı yok.
Örneğin Anatolia, geçmişin ve 90’ların yaşanmışlıklarıyla ortaya çıktı. Bugün dönüp dinlediğinizde, o sözlerin hâlâ günümüzde de geçerli olduğunu görüyorsunuz. Bir anlamda şarkılar sözleri yaşatıyor.

Makina Elektrika” adında bir ağırlık taşıyor. Çalıştırması zor, durunca da bir daha dönmesi kolay değil… Bir önceki akustik albümünden sonra bu isim tesadüf olmamalı. Bu albümde makineyi çalıştıran esas şey neydi?

Tarkan Gözübüyük: Akustik albümden sonra bu albümün adı “Elektrik” olacaktı. Son hafta Ogün, Pentagram adında Hindistanlı bir grubun aynı isimde bir şarkısı olduğunu fark etti. Yapımcımızın da uyarısıyla internette karışıklık olmasın diye değişti. Makineyi çalıştıran, dört farklı vokalle grubun her dönemine dokunan bir “zamanda yolculuk” duygusu oldu.

Gruplar hep cüret ve özgüvenle ilerlemeli

Albümü açan Bu Düzen Yıkılsın” parçası ilk çıktığında 9/8lik oynak” ritim tartışmasını beraberinde getirdi. Sur” ve Pride” gibi parçalar için de yetmedi” diyenler olmuştu. Konserlerde görüyoruz ki şarkı ziyadesiyle benimsenmiş. Pentagram şarkıları bazı insanlarda sonradan açılıyor. Dinleyicinin hükmünü zamana mı bırakıyorsunuz?

Cenk Ünnü: Geç benimseme durumu önceki albümlerde de olmuştu. Bir de eleştirmeye çok açık bir kesim var. Özellikle sosyal medya geliştikçe sayıları arttı sanki…

Tarkan Gözübüyük: Şarkılar içgörüler ve ihtiyaçlardan yola çıkıyor. Yaptığımız her albüm tepkiyle karşılansa da zamanla sevildi. Gruplar hep cüretle ve özgüvenle ilerlemeli bence. Beklentilere, önyargılara bakmadan müziğe hizmet etmeli.

Metal ilk anda bedene çarpar

Metal dinleyicisinin refleksi gerçekten sözden önce riffe bakmak mı? Siz bunu geri dönüşlerde ve sahnede sözler sonradan yakalanıyor” diye görüyor musunuz?

Hakan Utangaç: Bu soru bana müziğe başladığım ilk yılları da hatırlatıyor. Evet, o dönemlerde ritim ve riff benim için çok daha belirleyiciydi. Dinlediğiniz gruplar da bugüne kıyasla daha az ve daha seçiliydi.
Bugün insanlar müziği nasıl yakalıyor, bunu çok net söyleyemem ama konserlerde sözleri bilinen bir şarkıyı çalmaya başladığımız anda oluşan enerjiyi hissedebiliyorsunuz. O an, sözlerin de en az riff kadar yerine oturduğunu görüyorsunuz. Metal ilk anda bedene çarpar. Ama zamanla söz, o enerjinin hafızası oluyor.

Tarkan Gözübüyük: Herkesin algısı farklı. Bazen kimi daha sözelci, kimi daha müzikalci olabilir. Dinleyicinin ne ölçüp aldığını hesaplamak imkânsız. Bu konuda müzisyenler sadece öznel görüş ve birikimine yaslanabilir.

Günümüzü en iyi anlatan Pentagram parçası sizce hangisi? Neden?

Tarkan Gözübüyük: Her müzik kaydının dönemine dair bir hikâyesi var. Zamanını tamamen kapsayamasa da izlerini taşır. Dinleyenlerin ufkunca anlamlar yaratır. Günümüzü en iyi yansıtan parçalar en güncel olanlar. Ama bence özel olanlar enstrümantaller ve “Geçmişin Yükü”, “Sonsuz”, “Bir”, “Uzakta”, “Unspoken”, “F.T.O.U.” gibi zamansız olanlar.

Hakan Utangaç: Anatolia şarkısı demem gerekiyor. “Nedir bu gözlerdeki kin ve öfke?” Uzun bir süre de anlatacak gibi duruyor. “Geçmişin Yükü”nü de aynı potaya koymak gerekir; fakat hemen ardından diğerlerini de sıralamak istiyorum… Birçoğu aslında.

Cenk Ünnü: Pentagram’ın pek çok parçasını günümüze yorumlayabiliriz. Benim ilk aklıma gelenler: “No One Wins the Fight”, “1000 in the Eastland” ve “Sur”.

Pentagram’ı anlamak için sorulması gereken soru ve buna cevabınız nedir?

Tarkan Gözübüyük: Pentagram veya herhangi bir orkestrayı tanımlayan ayrıntılar genelde inanç ve heves gibi öznel ölçütler.

Hakan Utangaç: Yanıt sorunun içinde değil mi zaten? (Gülüyor.) Benim için biraz fazla Inception.

40’ıncı yıl için dinleyicilerinize özel sürprizleriniz olacak mı? Ufukta dinleyicileri neler bekliyor?

Tarkan Gözübüyük: 40. yıl için elbette planlar var. Sony Müzik’le birlikte hazırlıklar yapıyoruz.

Hakan Utangaç: Muhakkak olacaktır ama şimdiden “kesin şu olacak” demek istemem. Zaman ilerledikçe karşımıza çıkan, aklımıza gelen fikirlerle ve askıda kalan bazı projeleri de katarak 40. yılı gerçekten kutlamaya değer bir şekilde değerlendirmeye çalışacağız.

KUTU:

Pentagram şu isimlerden oluşuyor:

* Gökalp Ergen – Vokal
* Ogün Sanlısoy – Vokal
* Murat İlkan – Vokal
* Demir Demirkan – Gitar
* Tarkan Gözübüyük – Bas Gitar
* Hakan Utangaç – Gitar
* Metin Türkcan – Gitar
* Cenk Ünnü – Davul

3 Comments

Comments are closed.

× Bilgi Almak İster misiniz?