Zeliha Sunal’dan Müzisyenin Günlüğü

Sosyal Ağlarda Paylaş:

Değerli sanatçı Zeliha Sunal, müzisyenlerin günümüzdeki alışkanlık ve yaşam biçimlerini bir yazıyla özetledi…

İşte Zeliha Sunal’ın kaleminden bir müzisyenin günlüğü;

“Dışarıdan izleyenler biz şarkıcı ve müzisyen tayfasını genelde hep 5 yıldız konaklayan, uçaklarla ulaşım yapan, yediği önünde yemediği arkasında olarak bilirler. Büyük paralara çalışan, lüks içinde yaşayan kişileriz hesapta. Size bir müzisyenin günlüğünü yazıyorum ilk ağızdan.

Sabah uçağıyla gideriz genelde. Çünkü organizasyon gözlerinin önünde olmamızı ister genelde... Ne olur ne olmaz... Haklılar tabi…

Aletlerimiz çok olduğu için beraber hareket ederiz genelde. Fazla yük olayı aramızda pek meşhurdur, dikkat ederiz…

Bu arada check-in yapıp uçağa bineriz. Gece geç vakte kadar çalıştığımızdan çoğumuz uyumadan gelir, uçakta uyumak ümidiyle. Şansımız varsa da yoksa da sabah uçağında kesin rötar yeriz. Vakitlice gideceğimiz yere ulaşıp uyuma hevesimiz kaçar.

Bagaj bekle, aletleri yerleştir, otele git, ufak bir şey atıştırıp doğru uyumaya. Dünyanın en güzel oteli olsa da hiçbir yerini gezemeyiz, neresinde ne var sorsanız bile bilmeyiz.

Farklı bir ülkeye gitsek de durum aynı… Odamız yatağımız canımızdır.

Soundcheck için indiğimizde eğer tanımadığımız bir ses ışık sistemi varsa ıstırap olur bizim için, bitmek bilmez. Organizasyon acele eder.

Arada kalan vakitte genelde yemek yeriz. O da acele acele gerçekleşir genelde. Gittiğimiz en güzel manzaralı lokantayı bile tabağımızın içinden seyrederiz vakitsizlikten.

Hazırlanma faslına geçmek ve işe azıcık konsantre olmak için odaya gideriz. Onda da genelde uyuklarız. Hava değişikliği çarpmıştır, kim bilir neredeyiz.

Sahne vakti… Acele adımlarla aşağıya. Çünkü organizasyon telaş yapmıştır, her şey kesintisiz olsun ister. Marş marşşş…

Orkestra ile son hazırlıklar. Müzisyenler kesinlikle son sigara ve son yudumlarını içerler.

Bu arada uğraşıp bitirdiğiniz soundcheck ayarları sahneye çıktıktan sonra kesin bozulur. Bazı tonmeister’lerin parmakları hiç durmaz.

Salonda seni dinleyecek kişiler hazırdır. İlk notalar ve sahneye yürürsün derin bir konsantre içindesindir. Hasta olmaya hakkın yok, moralsiz, modunda olmama durumu söz konusu bile değil. Sen onlara aitsindir artık. Haydiii…

Sahnede olacak her şeyin sorumluluğu sana aittir. Korumalar ordusu tarafından kollanmazsan büyük konserlerde seni öpmelerine, sarılmalarına hazır ol…

Ara verirsen orkestran anında yok olur, tuvalet ve üst üste içilen sigaralar… Bir daha içmeyecekmişçesine…

Konser bitimi saygıyla eğilirsin, sessizce alkışları dinlersin. Her şarkıyı ilk kez söyler gibi söylemişsindir. Sevgini saygını dinleyicilerine göstermenin tek yolu onların önünde eğilmektir.

Konser biter ter içinde arkada anında gecenin sağlamasını yaparsın arkadaşlarınla, su içersin kana kana.

Doğru odaya, koşa koşa… Duş almaca, tv seyretmece, telefonla oynamaca, twitleri gözden geçirip cevap yazmaca.

Yastıkla aşk yaşayıp hemen uyumaca ve sabahın köründeki uçağa yetişmek üzere saat kurulur. Orkestran da zaten odalarına çekilip çoktan uyumuştur yorgunluktan.

Sabah uyku gözünden akar, yatak seni kendine çeker, ölün kalkar ve yollara düşersin… En güzel yerleri görmezsin ama seni havalimanındaki gazeteci, kafeteryacı tanır, kanka olursun.

Size müzisyenlerin bir günlük seyahatini anlattım. İlginç bulabilirsiniz diye ama şekilde görüldüğü gibi… Hepsi bu kadar.

Bu arada kimse üstüne alınmasın arkadaşlar, genelleme yaptım… Fazlası vardır, isteyen anlatsın burada…

Bu arada bu yazdıklarımın organizasyon tarafı var ki o kişiler zombilerdir. Hiç uyumazlar, her ayrıntıyı ezbere bilirler, hayatları detay üzerine kurulmuştur. Karı veya kocalarından çok bizlerle yaşarlar. Şimdi show time... bye bye Zeliha Sunal.”

 

Not: Bu yazı Yenigün Gazetesi’nden Mehmet Çırıka’nın köşesinden alınmıştır.

Copyright © 2017 Tüm Hakları Müyorbir'e aittir.