Müzik Sektöründe Fikri Mülkiyet Sorunları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

Özel kopyalama istisnaları:

Birkaç ülke dışında bütün Avrupa ülkelerinde uygulanan özel kopyalama istisnası ve harçlarına ilişkin düzenlemelere göre Avrupa’da bu harçlar büyük çoğunlukla meslek birlikleri tarafından toplanmaktadır ve ilgili hak sahiplerine dağıtılmaktadır. Telif Hakları ve Bağlantılı Hakların Uyumlaştırılması’na ilişkin 2001/29 Direktifi’nde yer alan özel kopyalama istisnası adil bir hak ediş karşılığında kullanılabilmektedir. Diğer yandan özel kopyalama hakkı taraf olduğumuz uluslar arası sözleşmelerde de vardır. Açık bir şekilde Türkiye’de mevcut durum uluslar arası sözleşmelere ve uygulamalara aykırıdır.

Özel kopyalama istisnası ve özel kopyalama istisnası harçlarına ilişkin düzenlemeler mevcut yasamızda yer almaktadır. 1951 tarihinde çıkan FSEK’te özel kopyalama harçlarının meslek birlikleri vasıtasıyla hak sahiplerine ödenmek üzere ses nakline yarayan aletleri imal eden müesseselerden bir kararname ile tahsil edilebileceği düzenlemişti. 1983 ve 1996 yıllarında getirilen değişikliklerle bu harçların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından toplanabileceği ve imalat /ithalat bedeli üzerinden %5’i geçmeyecek şekilde tahsil edileceği düzenlenmiş, ayrıca ilgili yasa maddesi içerisinde toplanan harçların meslek birlikleri arasında paylaştırılacağı da hüküm altına alınmıştı.

Ancak 2001 yılında yapılan düzenlemeyle özel kopyalama harçlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kopyalama ve çoğaltma yapmaya yarayan cihazları ve boş taşıyıcı materyalleri üreten ve imal eden kuruluşlardan tahsil edilmesi düzenlenmiş ve bu harçlardan elde edilen gelirlerin idaresi tamamen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bırakılmıştır. İlgili yasa maddesinin değiştirilmesi ve hak sahiplerinin bu istisnaya ilişkin harçları meslek birlikleri aracılığıyla toplayabileceği biçimde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Delillendirme:

Türkiye’de izinsiz müzik kullanan kamuya açık alanlar için mahkeme sürecinin başlatılabilmesi için kamuya açık alanlarda müzik kullanılıp kullanılmadığının mahkemelerce tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemeler kendi memurlarının katılımıyla birlikte başvuran hak sahibi vekili tarafından bu tespitlerin yapılmasını öngörmektedir. Hukuk mahkemesi kanalıyla yapılan bir tespitin maliyeti 300-450 YTL arasında değişmektedir. Sadece İstanbul’da oteller dahil binlerce kamuya açık alan bulunduğu düşünüldüğünde ve bunların sadece %1’den az bir oranı için lisans sözleşmesi imzalandığı göz önünde bulundurulduğunda lisans sözleşmesi imzalamayan yerler için tespit yapılmasının ve bu tespitlerle beraber mahkeme sürecinin başlatılmasının ne kadar maliyetli olduğu anlaşılacaktır. Diğer yandan tespit yapıldığı sırada müzik çalınmıyor olması halinde tespite gidilen yerde müzik kullanılmadığı sonucuna varılmaktadır. İkinci defa gidilmesi halinde yeniden karar alınması ve bedel ödenmesi gerekmektedir. Bu durum hak takibini güçleştirmektedir. 

Bu nedenle müzik yayını yapan herhangi bir restoran veya kafe lisans sözleşmesi imzalamadığı takdirde, keyfi bir şekilde müzik kullanımına devam edebilmektedir. Bu delillendirme işleminin hak sahipleri bakımından daha adil bir maliyette yapılması olanağı verecek düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için de uygun bir takım yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Uyuşmazlıklarda Nihai Karar Mercii Tanımsızlığı:

Mevcut yasal düzenlemede müzik kullanıcıları ve hak sahiplerinden birisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapacağı müracaat üzerine tarifeleri değerlendirmek için bir Uzlaştırma Komisyonu’nun oluşturulabileceği hüküm altına alınmıştır. Komisyon Bakanlıktan bir, Rekabet Kurulu’ndan bir ve ilgili meslek birlikleriyle müzik kullanıcılarını temsil eden meslek kuruluşlarından da birer kişiden oluşmaktadır.

Yasaya göre komisyon tarafından mutabakata varılan tarife veya meslek birlikleri tarifesi üzerinden bir anlaşmaya varılamaması durumunda taraflar mahkemeye başvurabilirler. Ancak bu konuda tanımlı bir yetkili mercii bulunmamakta, tüm mahkemelere başvurulabilmektedir. Bu nedenle farklı kararların çıkabilmesi meslek birlikleri tarafından belirlenmiş tarifelerin uygulanamaz hale gelmesine neden olacaktır. Tarife tespitlerine kullanıcılar tarafından yapılacak itirazları son derece hızlı bir şekilde neticelendirecek tek bir başvuru makamının kurulması veya benzer bir çözümün yasal düzenleme ile getirilmesi gerekmektedir.

İspat Yükümlülüğü:

2004/48 sayılı Uygulama Direktifi’yle de genel anlamıyla uyumlu olan FSEK 76. maddede belirtildiği üzere  "mahkeme, davacının iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktar delil sunması halinde, korunmakta olan eserler, fonogramlar, icralar, filmler ve yayınları kullananların, bu Kanunda öngörülen izin ve yetkileri aldıklarına dair belgeleri ve/veya tüm yararlanılan eser, fonogram, icra, film ve yayınların listelerini sunmasını isteyebilir. Belirtilen belge ve/veya listelerin sunulamaması tüm eser, fonogram, icra, film ve yayınların haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder."  denilmektedir.

Ancak uzun bir süre meslek birlikleri tarafından yapılan ihtiyati tedbir başvurularında tedbir kararlarının verilmesi bütün bir repertuar için değil, tespit tutanaklarında sunulan repertuar temelinde verilmiştir. Diğer yandan sadece tespit tutanaklarında belirtilen repertuar bakımından tedbir kararlarının uygulanmasının doğru olmadığı, mahkeme kararlarının hak sahiplerinin bütün repertuarını kapsayacak şekilde verilmesi gerektiği yönünde Yargıtay kararları alınmaya başlanmıştır. Bununla birlikte Fikri mülkiyet alanında uzman olan ceza hakimlerinin de 76. maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdukları bilinmektedir.  

UYGULAMAYA İLİŞKİN SORUNLAR

Kablolu ve dijital platformlar aracılığıyla yeniden iletim:

Yeniden iletim mevcut yasamızda açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen ilgili yasa maddelerinin farklı biçimlerde yorumlanması nedeniyle bu hakların lisanslanmasına ilişkin bazı karışıklıklar mevcuttur. 43. maddede radyo televizyon kuruluşlarının yanında uydu ve kablo yayın kuruluşlarının ve ileride bulunacak teknik imkanlardan yararlanarak yayın veya iletim yapacak kuruluşların telif ödeme yükümlülüğü açık bir şekilde düzenlenmiştir. Ancak kablolu yeniden iletim bakımından tekel olan Türktelekom ve farklı bir teknikle dijital platform adı altında yeniden iletimi gerçekleştiren Dijitürk için, bu kurumların yayın kuruluşları olmadıkları gerekçesiyle eser ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarından sorumlu olamayacağı yönünde kararlar çıkmıştır.

Oysa açık bir şekilde Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi Madde 2/b’de "Yeniden İletim" tanımı; “Kullanılan teknik araç ne olursa olsun yayıncılar tarafından kamunun izlemesi amacıyla iletilen televizyon program hizmetlerinin değişiklik yapılmamış şekliyle bütününü veya hizmetlerin önemli kısımlarının alınmasını ve aynı anda iletilmesi” hususunu belirler.

Diğer yandan Türkiye’nin 07.07.1995 tarih ve 4117 sayılı Kanunla imzaladığı Bern Sözleşmesinin Mükerrer 11. Maddesinin ilgili bendine göre “Edebi ve sanatsal eser sahiplerinin eserini kablo ile umuma iletimine veya radyo ve televizyon yayınlarının ilk kuruluştan başka bir kuruluş tarafından yapılması halinde tekrarlanmasına izin verme konusunda münhasıran hak sahibidirler.” Alınan bu mahkeme kararları açık bir şekilde Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Aynı şekilde Uydu ve Kablolu Yeniden İletim Direktifi’nin yeniden iletimle ilgili bölümünde de yeniden iletimi gerçekleştiren kablo operatörlerinin meslek birliklerinden izin alma zorunlulukları düzenlenmektedir. Kaldı ki yeniden iletim 3984 sayılı radyo televizyon yayınları ve RTÜK Kanunu’nda da açık bir şekilde yer almaktadır.

RTÜK Uygulaması-Radyo ve Televizyon Kanunu

3984 sayılı Radyo ve Televizyon Kanunu’nun “Çeşitli Hükümler” bölümünde madde 37’de radyo-televizyon kuruluşlarının eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri için üyesi oldukları meslek birlikleriyle izin almak üzere sözleşme yapmaları ve bu sözleşmelerle belirlenen telif ücretlerini ödemeleri hüküm altına alınmıştır. Bu madde hükümlerine uymayanlar için de aynı kanunun 33. maddesinde belirtilen çeşitli cezaların uygulanacağı ifade edilmektedir. 33. maddeye göre Üst Kurul öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen izin şartlarına uymayan, yayın ilkelerine aykırı davranan ve kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı davranan yayın kuruluşlarını uyarır ve aynı yayın kuşağında açık bir şekilde özür dilemesini ister. Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlale konu olan programın yayını 1-12 arasında durdurulur.

İhlalin tekrarı halinde televizyon kuruluşları için eğer ulusal düzeyde yayın yapıyorsa ihlalin ağırlığına göre en az 125 milyar olmak kaydıyla 250 milyar YTL’ye kadar idari para cezası uygulanır. Ulusal düzeyde yayın yapan radyo kuruluşları için ise bu miktarın yarısı kadar para cezası uygulanır. Kanunda yer alan bu maddenin uygulanması için meslek birlikleri defalarca RTÜK’ü harekete geçirmeye çalışmış ancak RTÜK tarafından telif bedelini ödemediği gerekçesiyle kapatılan ya da cezai müeyyide uygulanan bir yayın kuruluşu olmamıştır. En son yine bir meslek birliği tarafından gönderilen uyarı üzerine RTÜK Hukuk Müşavirliği tarafından bütün yayın kuruluşlarına genel bir yazı gönderilmiş, meslek birlikleriyle sözleşmeleri olup olmadıkları sorulmuştur. Konuyla ilgili gelişmeler beklenmektedir.

KORSAN SORUNU

 

Fiziki Korsanlık:

Mevcut yasal düzenlemeler korsanla mücadele bakımından yeterli olmasına ve cezaların yüksek olmasına rağmen fiziki korsanlık çokça görülmektedir ve önlenememektedir. Nitekim Avrupa Birliği Komisyonu’nun 6 Ekim 2006 tarihinde yayınladığı raporda da Türkiye’de korsanın çok yaygın olduğu belirtilmekte yasaların yeterli olmasına ve cezai müeyyidelerin yasada yer almasına rağmen uygulama otoritelerinin yasaların uygulanmasında ve cezaların verilmesinde yetersiz kaldığı görüşü ağırlıklı olarak yer almaktadır. FSEK’e göre korsan çoğaltım, dağıtım yapan kişiler ve korsan satışı yapan kişiler 6 aydan 4 yıla için hapis cezaları, 2 milyardan 150 milyara kadar para cezaları suçun ağırlığına göre düzenlenmiştir. Ancak, yakalanan korsan ürünlerin tezgah altında bulunan kutularda saklandığı ve böylece satışa arzın gerçekleşmediği gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararları verilmektedir.

Yasal ürünlerin yasal olmayan ürünlerden ayrı tutulması için uygulanan bandrol sistemi tam anlamıyla işlevini yerine getirememektedir. İstanbul Telif Hakları Sinema Müdürlüğü’nden çalınan bandroller bunun en bariz örneğidir. Diğer yandan sahte bandrol üretimi de sıklıkla karşılaşılan bir problemdir. Bandrol sisteminin ıslahı ve Meslek Birliklerinin katılımıyla yeni bir sistemin oluşturulması gereklidir. Bu konuda meslek birlikleri tarafından yapılan öneriler hayata geçirilmelidir. Ek olarak 2005 yılında çıkartılan Sertifika Yönetmeliği’nin satış ve dağıtım noktalarındaki kontrolün sağlanması bakımından ve CD-DVD-VCD vb üretiminde kullanılan hammaddelerin takip ve kontrolünün sağlanması bakımından uygulamaya geçirilmesi son derece önemlidir.

Polis tarafından düzenlenen pek çok operasyon neticesinde pek çok korsan ürün yakalanmaktadır. Ancak polis tarafından düzenlenen bu operasyonlar korsan CD satışı yapan kişi veya yerlerde aynı faaliyetlerin kayıtsızca sürmesini engelleyememektedir. Fiziki korsanlığın ve internet korsanlığının önlenmesi için meslek birlikleri zaman zaman Kültür ve Turizm Bakanlığı’na önerilerde bulunmuştur. Bu önerilerin dikkate alınmasında yarar vardır.

İnternet:

Mevcut yasal düzenlemede yer alan ek madde 4’e göre izinsiz müzik kullanımında bulunan yasal olmayan web siteleriyle mücadele edilmektedir. Buna göre uygulamada öncelikle izinsiz müzik yayını yapan veya download hizmeti veren web siteleri tespit edilmektedir. Tespit edilen web sitelerine web sayfalarında bulundurdukları lisanssız içeriği kaldırmaları, 3 gün içinde bu içeriği kaldırmadıkları takdirde haklarında hukuki işlem başlatılacağına dair uyarı yazıları gönderilmektedir. Söz konusu web sitelerinin izinsiz içeriği kaldırmamaları durumunda ilgili mahkemeye sitenin kapatılması için başvurulmaktadır. Bu uygulamayla şimdiye kadar erişimi engellenen site sayısı 1500’ün üzerindedir. Diğer yandan lisans izni alınmamış içerik bulunduran içerik sağlayıcılar hakkında yasada cezai yaptırımlar söz konusu olduğu halde cezalar uygulanamamaktadır

YASAL ve UYGULAMA SORUNLARI İLE İLGİLİ SAPTAMALAR:

1-Türkiye fikri mülkiyetten kaynaklanan haklar bakımından ikili bir karakter sergilemektedir. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uluslararası sözleşmelere uygun bir yaklaşımla ve ülke gerçeklerini dikkate alan bir yaklaşımla hazırlanmış olmakla birlikte kimi noktalarda evrensel uygulamalara ters düşen ve hak sahiplerinin kayıplarına neden olan hükümler içermektedir. Buna ek olarak uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle de önemli kayıplar ortaya çıkmaktadır. Bu tablo nedeniyle ülkemiz hak sahipleri henüz potansiyelin u düzeyinde bir seviyede lisanslama gerçekleştirebilmektedirler.

2-Avrupa ülkelerinde özel kopyalama  harçları hak sahipleri adına Toplu Hak Yönetim Organizasyonları tarafından toplanmaktadır. 2001 yılı düzenlemesiyle özel kopyalama harçlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından imalat /ithalat bedeli üzerinden %3’ü geçmeyecek şekilde toplanacağı düzenlenmiş ancak hak sahipleri için herhangi bir pay tanımlanmamıştır.

3-Türkiye’de izinsiz müzik kullanan kamuya açık alanlar için mahkeme sürecinin başlatılabilmesi için müzik kullanılıp kullanılmadığının mahkemelerce tespit edilmesi gerekmektedir. Hukuk mahkemesi kanalıyla yapılan bir tespitin maliyeti 300-450 YTL arasında değişmektedir. Tespit yapıldığı sırada müzik çalınmıyor olması halinde tespite gidilen yerde müzik kullanılmadığı sonucuna varılmaktadır.

4-Lisansız kullanıcıların engellenmesine yönelik kullanıcı taleplerinde yargı ispat yükümlülüğünü hak sahiplerine yükleyen kararlar almaktadır. Bu nedenle engelleyici önlemler alınması pratikte son derece güç olmaktadır. Uzun bir süre meslek birlikleri tarafından yapılan ihtiyati tedbir başvurularında tedbir kararlarının verilmesi bütün bir repertuar için değil, tespit tutanaklarında sunulan repertuar temelinde gerçekleşmiştir.

5-Yeniden iletim mevcut yasamızda açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen ilgili yasa maddelerinin farklı biçimlerde yorumlanması nedeniyle bu hakların lisanslanmasına ilişkin bazı karışıklıklar mevcuttur.

6-Türktelekom ve Dijitürk için, bu kurumların yayın kuruluşları olmadıkları gerekçesiyle eser ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarından sorumlu olamayacağı yönünde mahkeme kararları çıkmıştır. Alınan bu mahkeme kararları açık bir şekilde Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır.

7-Radyo-televizyon kuruluşlarının hak sahiplerinin üyesi oldukları meslek birlikleriyle izin almak üzere sözleşme yapmaları ve bu sözleşmelerle belirlenen telif ücretlerini ödemeleri hüküm altına alınmıştır. Bu hükme uymayanlara uyarıdan 250 milyar YTL’ye kadar değişen cezalar verilir. Ancak RTÜK tarafından izinsiz kullanım nedeniyle müeyyide uygulanan bir yayın kuruluşu olmamıştır.

8- Yasal düzenlemeler ve uygulama oldukça yeterlidir. Bu sayede 1.500’ü aşkın yasadışı noktaya erişim engellenmiştir. Ancak Yargı sistemi ağır işlemektedir. Mevcut yasal düzenlemeler korsanla mücadele bakımından yeterli ve cezaların yüksek olmasına rağmen fiziki korsanlık çokça görülmektedir ve önlenememektedir. Yargının yavaşlığı, caydırıcılığı Fikri Mülkiyetin korunmasına yönelik çalışmaların hız ve verimini azaltmaktadır.

9-Bandrol sistemi tam anlamıyla işlevini yerine getirememektedir.

YASAL ve UYGULAMA SORUNLARI İLE İLGİLİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1-Mevzuat değişiklikleri ve uygulamanın iyileştirilmesi için Kültür Ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kamu birimleri ile meslek birlikleri arasında hızlı ve yoğun bir işbirliği gerçekleştirilmelidir.Twinning Projesi kapsamında hazırlanan çalışmalar dikkate alınmalıdır.

2-İlgili yasa maddesinin değiştirilmesi ve hak sahiplerinin bu istisnaya ilişkin harçları meslek birlikleri aracılığıyla toplayabileceği biçimde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

3-Davalarda Delillendirme işleminin birçok AB ülkesinde olduğu gibi hak sahipleri bakımından daha kolay ve adil bir maliyetle yapılmasına olanak verecek yasal düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.

4- Yargı sürecini hızlandıracak önlemler alınmalıdır. Yargı süreci hızlandırılmalıdır.Dava sürecinde ispat yükümlülüğünün kullanıcıya yüklenmesi konusunda yasal düzenleme gerçekleştirilmeli, uygulama birliği sağlanmalıdır. Delillerin saptanması, ispat yükümlülüğünde geliştirmeler yapılmalıdır.

5-Yeniden iletim konusunda uygulamayı sorunsuz hale getirecek önlemler alınmalı, gerekirse yasal değişiklik yapılmalıdır.

6-RTÜK yasayla verilen görevi yerine getirmelidir.

7-Bandrol sisteminin ıslahı ve Meslek Birliklerinin katılımıyla yeni bir sistemin oluşturulması gereklidir. Bu konuda meslek birlikleri tarafından yapılan öneriler hayata geçirilmelidir. Sertifika Yönetmeliği hayata geçirilmelidir. Yapılacak yasal düzenleme ve uygulamalarda Meslek Birliklerinin önerileri dikkate alınmalıdır.

Copyright © 2017 Tüm Hakları Müyorbir'e aittir.