Müyorbir'in Reyhanlı Ziyareti

Sosyal Ağlarda Paylaş:

Değerli üyelerimiz,

Dün (21.05.2013) bir grup sanatçı ve oyuncular ile patlayan bombaların sadece yürekleri dağlayan değil, ocakları da söndürdüğü yer olan Reyhanlı’daydık. Bu ziyarette MÜYORBİR Yönetim Kurulu’ndan ben, Edip AKBAYRAM, Onur AKIN, değerli üyelerimiz ve sanatçı dostlarımız Yavuz BİNGÖL, SUAVİ, Sümer EZGÜ ve Hilmi YARAYICI, televizyoncu ve oyuncu Pelin BATU, oyuncu Orhan ALKAN, Şebnem GÜRSOY, Barış ATAY bulunuyordu… Hilmi YARAYICI Antakyalı olduğu ve patlamadan sonra bölgeyi ziyaret ettiği için gerekli organizasyonu yapmıştı…

İzin verirseniz önce size biraz Reyhanlı’dan bahsetmek istiyorum; şirin bir sınır ilçesi Reyhanlı... Gümrük sınırı olduğu için de insanlar refah içinde, üretim ise oldukça bol. Başlıca yetişen ürünler pamuk, buğday ve soğan. Bunlar her yere ihraç ediliyor. İlçe çok büyük ve düzenli, sokaklar geniş… Hemen hemen herkesin işi gücü yerinde… Değişik etnik  kökene mensup birçok  insan mutlu bir şekilde bir arada yaşıyor. Arap, Türk, Müslüman, Hıristiyan, Musevi... İlçenin tarihi kadar eski dostluklar… Yeşilliği ile de ege kasabası ile yaraşır bu ilçe... Bunlar size belki 1 ay önce anlatabileceğim sözlerdi.

Ama bugün gezdiğimiz yerde ise bunlardan eser kalmamıştı. İlçe patlayan bomba sebebi ile yerle bir olmuştu ve Afganistan’ı anımsatıyordu. Her yer cam kırıkları ile dolu ve binalar penceresiz. O güzel insanlar üzgün ve tedirginler her an bir bomba daha patlayabilir diye… Bu da bir gerçek, olabilir. Halk kendilerini muhalifler diye tanıtan kişilerden illallah etmiş. Çünkü her yerde kendilerine ayrıcalık tanınmasını istiyorlarmış, bu da doğal olarak insanları tedirgin ediyor.

İlçeye giriyoruz ve hazırladığımız basın bülteni ve bildiriyi okumaya hazırlanıyoruz. Hilmi YARAYICI bildiriyi okumak için  en büyük patlamanın olduğu yer olan çarşı meydanını teklif ediyor. Doğru buluyoruz ve meydana geliyoruz. Bizi gören insanlarda yanımıza geliyorlar. Yıkılan bir binanın kalıntıları ve cam kırıkları üzerinde Pelin BATU arkadaşımız başlıyor bildiriyi okumaya. Sıcak ve kalabalık daha da çok hissettirmeye başlıyor kendini. Bunun üzerine yöre insanları bize su getiriyor ve patlama hakkında bilgiler veriyorlar. Anlatılanlar korkunç, şu an burada yazamayacağım kadar...

Sonra taziyeler, ev ziyaretlerine başlıyoruz. İlk gittiğimiz evin sahibi karşılıyor bizi ve biz ikram edilen kaçak çaylarımızı yudumlarken 17 yaşındaki Oğulcan’ı nasıl kaybettiğini anlatıyor ve bütün ekip gözyaşlarımızı tutamayıp ağlamaya başlıyoruz. Ve ekipten rica ediyor, Oğulcan için bir türkü yazın hep beraber diye. Söz vererek ayrılıyoruz bu acılı babanın yanından ve 2. ev ziyaretimiz başlıyor. 23 yaşında hayata veda eden  Mustafa’yı acılı babasından dinliyoruz ve kanımız donuyor bu 40 derece sıcakta anlatılanlardan. Ve sonraki eve doğru yol alıyoruz... Acılı baba 35 yaşındaki Hüseyin ÇOLAK’tan bahsederken geride bıraktığı çocuklarından bahsediyor… “Yaşasaydı, keşke olmasaydı.” diyor her sözünün başında. Ve son ziyaretimiz ise 28 yaşında hayatını kaybeden Mehmet Ali’nin evi oluyor... İçimiz eriyor, teselli etmeye çalışıyoruz ama ateş düştüğü yeri yakıyor maalesef. Ne desek boş, kelimeler kifayetsiz, sözün bittiği yerdeyiz. Oradan ayrılarak havaalanına doğru yola koyulduğumuzda hepimiz daha önce konserler vermeye geldiğimiz bizi kendine hayran bırakan bu şirin ilçeyi bu hale getiren canilere lanet okuyoruz bir daha ve bir daha... Terör karanlık yüzünü burada da göstermiş ve mutsuzluğa boğmuştu her yeri ve herkesi...

İşte bu kadar sevgili dostlar. Anlatmakla olmuyormuş, gidip görülmesi gerekiyormuş meğerse ve düşünmek sonrasında da… Ne oyunlar oynanıyormuş benim güzel ülkemde!

Tekrar ulusumuzun başı sağ olsun, sevgiyle kalın…

Copyright © 2017 Tüm Hakları Müyorbir'e aittir.